top of page

Deprem, Yer ve Yapı İlişkisi

  Deprem riskinin belirlenirken, yer ile yapının bir arada araştırılması sonucunda mutlaka  bakılması gereken iki önemli sorun vardır. Bunlar deprem sırasında yapının yer ile çalkantıya (rezonansa) girip girmeyeceği ve yapının olası deprem kuvvetlerine karşı dayanıklı tasarlanmış olmasıdır.

 

  Rezonans yer ile yapının uyum içinde çalkalanması sonucunda, depremin şiddetini arttırıcı yönde etki etmesidir. Öyle ki, rezonans durumunda çalkalanan bir yapı, malzemenin dayanabileceği süreden fazla kuvvet etkisi altında kalırsa, yapı bütünlüğünü kaybetmeye başlayacaktır. Yapının sağlığı bakımından, yer ile yapının uyumsuz bir şekilde çalkalanması beklenir ki yapı şiddetli çalkalanma sonucunda yorulmasın. Yerin özellikleri belli olduğuna göre üstüne yapılacak yapının ona göre yapılması gereklidir. Ancak, yerin özelliklerinin doğru belirlenmediği veya bilinçsiz yapılan yapılarda rezonans sorunu gözlenebilir. Özellikle çok yüksek olmayan orta katlı apartman yapılarında bu durumun görülme ihtimali yüksektir. Dolayısıyla, yapıların deprem sırasında rezonansa gelip gelmeyeceği mutlaka araştırılmalıdır.

 

  Depreme dayanıklı tasarım için, olası bir depremin yapının bulunduğu uzaklıkta yaratacağı etkinin (ivmenin) doğru bir şekilde hesaplanmasıdır. Buna dikkat edilmeden bilinçsiz, plan ve projesine aykırı yapılmış yapılar için bu konu mutlaka kontrol edilmelidir. Bunun için depremin yaratacağı etki jeofizikçiler tarafından belirlenerek, yapının özelliklerine göre yapının yeterliliği araştırılmalıdır.  

  Sonuç olarak, depreme karşı dayanıklılık deprem, yer ve yapı üçlüsünün doğru bir şekilde araştırılması ve birlikte değerlendirilmesi sonucunda güvenilir bir şekilde belirlenebilir. Bahsi geçen bu üç başlığı bütünüyle ele almayan, tek başına delgi yöntemleri (karot, sondaj vb.) ile yapılan araştırmaların sonuçları güvenilir olmayacaktır. Deprem riskinin doğru bir şekilde belirlenmesinde mutlaka Jeofizik Yöntemler kullanılmalıdır.

Geleneksel Güçlendirme Yöntemleri

Güçlendirme, yapının betonarme elemanlarını, demir ile güçlendirmeye dayanır. Yapının ihtiyacı ne ise gerek dikme ile kirişlerin çevresine demir iskele sarılır gerekse yapının içine deprem perdesi yapılır. Genellikle araları tuğla duvar olan iki dikme arasına, demir döşenir. Döşenen demir, kirişlerde açılan deliklere özel yapıştırıcı ile birleştirilir ve yapının yüksekliği boyunca devam eder. Yapılan perde, yapının dikmelerine gelen deprem yüklerini azaltarak, yapıyı dayanıklı hale getirir. Ancak yapının beton ile demir niteliğini değiştirmez ve bunların durumuna göre yapılan işin maliyeti değişiklik gösterir.

Karbon elyaf sargılar, yapının taşıyıcı elemanlarının (dikme-kiriş-perde vb.) üstüne sarılıp yapıştırılarak, dayanıklılığı arttırır. Uygulama için dikme ile kirişler sıyrılır, elyaf o şekilde dikmelerin çevresine sarılır. Hafif ve uygulaması kolay ancak geleneksel yöntemlere göre biraz daha pahalıdır. Ancak karbon elyafın sadece kendi başına çözüm olabilmesi yapının beton ile demir niteliğinin belirli bir seviyenin üstünde olmasına bağlıdır. Eğer yapının beton ile demir niteliği uygun değilse tek başına karbon elyaf uygulaması tavsiye edilmez geleneksel yöntemlerle desteklenmelidir.

Sismik izolatörler, deprem sırasında sarsıntıyı azaltarak, yapı elemanlarına (dikme-kiriş) gelen yatay yükü azaltır. Böylelikle yapının taşıyıcı elemanlarını güçlendirerek değil, gelen deprem kuvvetlerini azaltarak yapı korunmuş olur. Sismik izolatörlerin kauçuk, kurşunlu ve sürtünmeli çeşitleri vardır, bunlardan kauçuk olan daha pahalıdır. İzolatörler yapı için özel olarak üretilir ve her dikmenin altına gelecek şekilde yapının tabanına yerleştirilir. Uygulama için yapının tesisat sistemleri de ona göre ayarlanmış olmalıdır.

bottom of page